22 MART 2025 DÜNYA SU GÜNÜNDE EĞİRDİR VE KOVADA TATLI SU GÖLLERİMİZİN STRATEJİK ÖNEMİ VE BUGÜNKÜ DURUMU

eğirdir haber,akın gazetesi,egirdir haberler,son dakika,22 MART 2025 DÜNYA SU GÜNÜNDE EĞİRDİR VE KOVADA TATLI SU GÖLLERİMİZİN STRATEJİK ÖNEMİ VE BUGÜNKÜ DURUMU
Haberin Tarihi: 22.3.2025 09:50:01 - Okunma Sayısı:338 defa okundu.

Dr. Mehmet GÜRDAL Yazdı

22 MART 2025 DÜNYA SU GÜNÜNDE EĞİRDİR VE KOVADA TATLI SU GÖLLERİMİZİN STRATEJİK ÖNEMİ VE BUGÜNKÜ DURUMU

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu; içilebilir tatlı su kaynaklarının korunması, sürdürülebilirliğinin sağlanması, su yönetiminin planlanması ve içilebilir tatlı suyun insan sağlığı ve yaşamı için önemi konularında komuoyunu bilinçlendirmek amacıyla 22 Mart 1993 tarihini Dünya Su Günü olarak ilan etmiştir.

İnsanlık tarihinde toplumların belirli bir coğrafyada yerleşik düzene geçebilmeleri için 3 önemli çekim kaynağı vardır.

  1. İçilebilir tatlı su kaynağı,
  2. Doğal kaynaklar (bitki örtüsü, iklim özellikleri),
  3. Güvenlik önlemleri.

Sıralamada önem ve önceliğin içilebilir tatlı su kaynağı olduğu görülmektedir. Çünkü tatlı su kaynaklar; öncelikle sağlıklı yaşam, gıda güvenliği, kentleşme, enerji üretimi, ülke, bölge ve yörelerin ekonomik kalkınma ve büyümeleri bakımından hayatı önem taşımaktadır.

İşte doğa ananın yaklaşık 4 milyon yıl önce jeolojik oluşumlar ve karstik çöküntüler sonucu meydana getirdiği 479 km² alana sahip Eğirdir Tatlı Su Gölü ve Eğirdir İlçesi’nin 25 km güneyinde Batı Toros Dağları’nda yer alan, 3 Kasım 1970 yılında Milli Park kapsamına alınan 9 km² yüz ölçümüne sahip Kovada Tatlı Su Gölü, sahip oldukları çok fonksiyonlu kaynak değerleriyle bugün olduğu gibi gelecek yıllar için de stratejik önem ve özelliklere sahip bulunmaktadır.

Eğirdir İlçesi ve Kovada Milli Parkı; doğal, tarihi, kültürel ve turistik özelliklerini büyük ölçüde tatlı su gölleri sayesinde sağlamışlardır.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Türkiye Turizm Stratejisi 2023 Eylem Planı’nda, Göller Bölgesi’ni “Eko-Turizm Bölgesi” olarak ilan etmesi, tatlı su göllerimizin stratejik öneminin açık bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.

Aynı zamanda doğal sit alanı A Sınıfı Sulak Alan statüsündeki Eğirdir Gölü, 6 Ocak 2021 tarihinde Cumhur Başkanlığı Kararnamesi’yle “Kesin Korunacak Hassas Alan” ilan edilmiştir.

Bütün bu yasal önlemlere rağmen Eğirdir ve Kovada tatlı su göllerimizi, “KORUMA -YENİLEME-YAŞATMA” projesi yeterince uygulanamaması sonucu göllerimizin 15-20 yıl öncesindeki cazibesini ve turistik açıdan çekiciliğini ve yöreye özgü özelliklerini kaybetmiş bulunmaktadır.

Eğirdir Gölü’nden; Isparta İli içme, kullanma, sulama – Atabey, Eğirdir (Boğazova)– Hoyran–Gelendost-Senirkent–Tokmacık(Çaltı)-Hacılar(Esinyurt)-Eğirdir(Sarıidris)-Barla–Yukarı Tırtar–Kovada yerleşkesi kanal yoluyla meyve bahçeleri için sulama suyu sağlamaktadırlar. Tarımsal sulama faaliyetlerinde çoğunlukla geleneksel salma (vahşi yöntem) yönteminin kullanılması, hem göl sularının yaklaşık %30 ile 35 oranında israfına hem de Eğirdir-Boğazova’daki yeraltı(kuyu) sularının azalmasına ve çok derinlere çekilmesine sebep olmuştur.

Göl havzasını çevreleyen dağlarda “Çevre Etki Değerlendirmesi” dikkate alınmadan açılan, yağışların yeraltı sularına geçirgenliğini azaltan ve doğal çevrede görüntü kirliliğine yol açan mermer ocakları, yine göl havzasında gölü besleyen dereler üzerinde belirleyebildiğimiz sayıları 20’ye ulaşan göletler ve Aksu Çayı üzerine kurulan Hidroelektrik Santrali (HES), Eğirdir Gölü’nün çok fonksiyonlu işlevinin, cazibesinin ve çekiciliğinin kaybedilmesinde başlıca etmenler olmuştur.

Gölümüzün 4 milyar m3 su  varlığının (Siemens araştırma raporu) 3’te birinin kaybetmesi, içilebilir kalitesinin bozulması, gölümüzde bulunan ve halkımızın başlıca protein kaynağı olan 10 çeşit(Sazan-Çapak, Kındıra, Taraklık, Sıraz, Kelten, Taşnozulu, Eğrez, Pabuçeğrez, Kavinne, Şişekkavinnesi) yerel balık popülasyonundan 7’sinin kaybedilmesi, özellikle gölün kıyı kesimlerinde otlanma ve sazlıkların oluşması, buna bağlı olarak şehrin tarihinde hiç görülmemiş sivrisineklerin yöreye egemen olmasıyla sıtma hastalıklarının tehlike arz etmesi, halkımızı ve biz araştırmacıları yaralamakta ve derinden üzmektedir.

Bizler bu şehrin çocuğuyuz. Bu şehirde doğduk, bu şehirde göl ile büyüdük ve yetiştik yaşamımız süresince gölümüz ile ayrılmaz bir sevgi bağı kurduk.

Bir akademisyen olarak; bu şehrin gölü, doğası, tarihi, kültürü, kültürel miras asırlık evleri, gelenek ve göreneklerinin yaşatılması ve geleceğimizin teminatı olan genç nesillere ulaştırılması için büyük emek ve uğraş verdim. Bunun tanıkları, takdir edenleri kıymetli hemşehrilerimdir.

Son yıllarda gölümüzün yapısal özelliklerini yeterince iyi analiz edemiyen gölde yüzdüğünü dahi gören ve bilenin olmadığı, gölümüzün sorunları ile ilgili şehrimizde düzenlediğimiz Çalıştay’a dahi katılmayan, Selçuk Üniversitesi- Beyşehir Turizm Fakültesi’nin organize ettiği Uluslararası Göl Turizmi ve Güncel Trendler Kongresi’nde yerli ve yabancı bilim insanlarına Eğirdir Gölü, sorunları ve çözüm önerileri konusunda sunum yapma gereği duymayan, Belediye, Eğirdir ve Kovada Gölü Çevre Koruma Birliği ve yerel basınla diyaloğu  olmayan ve sorunlar yaşayan, yerel halkla yapılan bilgilendirme toplantılarında söz alan konuşmacıların ve halkın sözünü kesen bazı insanların ortaya çıkması da öncelikle halkımızı ve bizleri son derece üzmektedir.

Bize göre gölümüzün yaşamakta olduğu sorunların çözümü; bireysel çalışmalarla ve sadece ben bilirim mantığıyla değil, mesleğinde uzman hidrologlardan(su bilimcisi) ve kanaat önderlerinden oluşturulan bir ekip ve grup çalışmasıyla mümkün olabilir.

Sonuç olarak; küresel ısınma ve iklim değişikliklerinden kaynaklanan kar ve yağmur yağışlarındaki azalmalar, 2025 yılında Göller Bölgesi’nde su kaynaklarının sınırlı kullanımını zorunlu kılmaktadır.

Bu bağlamda çözüm önerilerimiz;

  • 2012 yılında hazırlanan ve halen yürürlükte olan “Özel Hüküm Genel Hükümler Bölümü C” maddesine göre Eğirdir Gölü’nün kritik su seviyesi kodu 914.74 m. olarak belirlenmiştir. Günümüzde ise gölün su seviyesi kodu suların çekilmesi sonucu tespit edilememekle birlikte 914.00 ile 913.90 aralığında olduğu tahmin edilmektedir (Eğirdir ve Kovada Gölü Çevre Koruma Birliği). Bu rakamlara ve özel hükümlere göre Eğirdir Gölü’nden kesinlikle ve hiçbir amaçla su kullanımı yapılamayacağı açıkça belirtirmiştir buna rağmen Isparta’ya Devlet Su İşleri 2024 yılı verilerine göre yılda 16 milyon m3 su verilmektedir. Eğirdir Gölü’nün günümüzdeki durumu dikkate alınarak, Darıderesi 2 Barajı’nın da hizmete girmesiyle Isparta’ya su transferi artık yapılmamalıdır. Belediye Başkanı’nın bazı açıklamalarında, Türkiye’de halkına en ucuz suyu biz veriyoruz ifadeleri, Ankara’da yapılan Ispartalılar Vakfı’nın toplantılarında Eğirdir Gölü’nün bugünkü durumu konusunun gündeme alınmaması halkımızı ve bizleri derinden üzmüştür. Aslında Isparta İli’nin gerek ekonomik ve ticari, gerekse turistik bakımdan lokomatif ilçesi Eğirdirdir.

Selçuklular ve Beylikler döneminden itibaren Eğirdir, Isparta İli’nin ticaret, kültür, eğitim ve sayfiye kenti olmuştur. Eğirdir Gölü’nün kaybedilmesi, Eğirdir’in kaybedilmesiyle eş anlamlıdır.

  • Eğirdir tatlı su gölünün esas kaynağı, göl tabanında sayıları tespit edilebilen yaklaşık 180’e ulaşan tatlı su gözeleridir. Gölün tatlı su olması, bu gözelerin varlığına bağlıdır. Göl ile ilgili restorasyon(yenileme) çalışmalarında önceliğin, göldeki dip çamurunun çıkarılması olmalıdır. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Sayın Murat Kurum’un bu konudaki çalışmaların yapılacağına ilişkin açıklamaları, kısa sürede icraata dönüştürülmelidir.
  • Eğirdir Gölü acil eylem planında yer alan öncelikli konulardan biride, Aksu-Karaköy yerleşkesindeki kaynak suyunun Eğirdir Gölü’ne getirilmesi ile ilgili projedir. Bu proje 17 Mart 2024 tarihinde ihale edilmesine rağmen, henüz çalışmaların yeterli düzeye ulaşamamış olması ve projenin 2029 yılına kadar uzun bir süreyi kapsaması, gölümüzün bugünkü gerçek durumuna uygun görülmemektedir. Bize göre; bu projenin yıl bazında öne alınması ve yaşama geçirilmesi, Eğirdir Gölü’ne ilk etapta bir cansuyu olarak görülmeli ve değerlendirilmelidir.
  • Genel olarak Göller Bölgesi, 2025 yılı kış aylarında önceki yıllara göre daha düşük miktarda yağış almış bulunmaktadır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 12 aylık verilerine göre; 2025 yılının, 2024 yılına göre tarımsal sulama bakımından daha zor geçeceği öngörülmektedir. Bu bağlamda Isparta Valiliği tarafından 2025 yılı tarımsal sulama faaliyetleri ile ilgili “Su Yönetimi” konusunda planlama yapılması ve üretici çiftçilere yaz aylarından önce bilgilendirilmesi yararlı görülmektedir.
  • İçilebilir tatlı suyun değerini, kıymetini ve yaşamımızdaki önemini şu sözlerle tamamlamak isterim.

Su, insanla buluşursa ona can verir ve yaşatır.

Su, ağaca eşlik ederse onu tomurcuklaştırır ve meyve verdirir.

Su, kirlilikle karşılaşırsa onu temizler.

Su, un ile buluşursa onu ekmek yapmamıza yardımcı olur.

Bu duygu ve düşüncelerle Eğirdir Gölü’nün yaşatılması için çalışan hemşehrilerime, bizlere yardımcı olan, desteğini esirgemeyen doğa ve çevre dostu insanlara teşekkürlerimi ve selamlarımı iletirim.

 

                                                                     Dr. Mehmet GÜRDAL

                                                                 Akademisyen, Kitap Yazarı

 

 

Bu Haberi Paylaş



Yorum Yap