02/Mayıs/2017, 17:32 - Anasayfa | Yazarlar Haberi yazdır

AKILLI ROBOT

AKILLI ROBOT

Ali Taş

  • Facebook Paylaş
  • Twitter Paylaş
Bu köşe yazısı 547 kez okunmuştur

                                               AKILLI ROBOT

Ali TAŞ

 

                Robot kavramı, herhangi bir işi insan gibi yapan mekanik – elektronik aygıtın adlandırmasında kullanılır. Yerden çöp toplamak için kullanılan  temizlik aracı da olabilir, Oyun oynamak için insana yardımcı olan bir cihaz da olabilir. Temel amaç, insana hizmettir. Robotun, insan yardımı olmadan karar verebilmesi için  zekaya gereksinimi vardır. Buna da yapay zeka olarak adlandırıyoruz.  Akıllı robot zekadan öte, bir kavrama sahip olması gerekir.  Burada akıl devreye girer. Çeşitli işlerden seçim yapıp, faydalı olana odaklanabilme yetisini gerektirir. Bunun içinde akıllı robot deyimini kullanmamız uygun olur.

                ROBOT:

                İnsan gücü ile yapılan rutin işlerin mekanik enerji ile yapılması fikrinden hareketle robot kavramına ulaşılmıştır. Bir vidanın, bir araba lastiğinin takılması gibi işlemler; belirli bir hedefe yöneliktir. Hedef, yürüyen bir bant üzerinde otomobil şasisi üzerindeki tekerleğin yerine takılıp, vidaların sıkılması işlemidir. Mekanik bir kol, karşısına gelen şasi üzerindeki tekerleğe vidayı belirli bir hızda takacaktır. Önceden tasarlanan bir yazılımla mekanik kol, robot işlemi görebilir. Bunlara sanayi robotu olarak adlandırıyoruz. Mekanik olarak rutin ev işlerini de robotlara yaptırabiliriz. Temizlik alanında süpürme görevi yapabilir. Yürüyen bir bant üzerinde bir çamaşır makinasının montajını yapabilen karmaşık robotlarda bulunmaktadır. Benzer şekilde levha saçtan çamaşır makinası çıkaran CNC tezgahlarındaki yazılım da robotik yazılımlardır. Nasıl yapılacağı öngörülebilir, yapay zeka kullanılır. Keza satranç ya da dama oynayacaksanız; bir yapay zeka, sizin hamlenize karşı hamle geliştirebilir. Ağaç modeliyle olası hamleler içinden uygun olanı seçmektir. Hızlı hareket etmek ve uygun hareketi yapmak bir zeka gerektirir.

 

                YAPAY ZEKA:

                Zeka, bir soruna çözüm bulma, hızlı karar vermeyi gerektirir. Önce sorun tanımlanır sonradan sorunun çözüm yolları içerisinde en kısa ve en uygun seçimin elektronik – bilgisayar ortamında yazılımı gerçekleştirilir. Mekanik tasarım kolu, bu elektronik beyin (bilgisayar) ile kumanda edilir. Bu, çöp toplayıcı bir kol olabilir. Yapay zeka yazılımında; bir çıktının olabilmesi için bazı girdilerin olması gerekir.

 

                ÖĞRENEN BİLGİSAYAR:

                Çerçevesi çizilmiş bir problemi çözen yapay zeka yazılım (/program), sorun tespiti yapamaz. Sorun tespiti yapabilmesi için konuyu öğrenmesi gerekir. Konuyu öğrenerek akıllanan bilgisayar sorunu tespit ederek çözüm yolu bulmaya çalışır. Bilgisayarın bir öğrenme süreci vardır. Örneğin; ustalarla oynaya oynaya ‘GO’ oyununda ki gibi bilgisayar ustayı yener. Bankalar ‘anında kredi’ reklamlarıyla, tüketici kredi taleblerini yapay zeka ile değerlendirir ve onaylar. Hızlı karar verme ve çözüm bulma uygulamaları yapay zeka kullanımını zorunlu kılmaktadır. Yapay zeka içerisinde en önemli kriter veri yığınları içerisinden istenilen bilgiyi çıkarmak, bu bilgilerden istenileni sonuçlandırmaktır. Bir daktilo(/bilgisayarda) yazılan bir metin yazısının içindeki yanlış yazılan sözcükleri düzelten ya da düzeltmemiz için uyaran yazılım yapay zeka yazılımdır. İngilizce’ den Türkçe’ ye çevrilen bir metinin anlam kaymalarının önlenmesini sağlayan yine gelişmiş yapay zeka bir yazılımdır. Bu metinin konusuna ve cümle yapısının gelişine göre anlamı çıkarılacak ve doğru sözcüğü yerleştirip çevirecek yazılım yapay zeka yazılımıdır. Uzman bir kişinin ya da çevirmenin kolay yapamayacağı çevirileri hızlı bir şekilde yapan yazılım nasıl bir mantık yapısıyla oluşturulmaktadır? Konuşulanı anlamak nasıl olmaktadır? insan bunu nasıl başarmaktadır? Özü nedir? Beyinde neler olmaktadır?

 

                BEYİN:

                Beyin, bilgisayar mıdır? Değil midir? Soruları sorulmuştur. Beyin, çalışması modellendiğinde bilgisayar ile benzeştiği görülecektir.  Bilgisayar da zaten nasıl bilebilirizden doğmuştur.  Önce hesap makinesi abakustan sonra hesap makinesi ile elektronik işleme  sonra da algoritma tabanlı yazılımlarla çalışan bilgisayarlara geçilmiştir. Bir sorunun cevabını hızlı ve doğru olarak almak işleri kolaylaştırmaktan öte;  bir işi kendi yapabilen yapay zekalı bilgisayarlar ortaya çıkmıştır. Beynin çalışmasını, paralel çalışan bilgisayarlar kümesi olarak adlandırabiliriz. Beyin mimarisi nasıl oluşmuştur, açıklamaya çalışalım.

 

                BEYİN MİMARİSİ :

                Yukarı gelişim gösteren bir yapı vardır.

                . Beyin sapı, insan için gerekli kan, oksijen gibi hayati öneme sahip yapıların koordinasyonunu üstlenir. Otomatiktir.

                . Orta beyin (/limbik) çevre ile diyalog kurmak ve rutin işleri yapmak için gerekli sistemleri idare eder. Yarı otomatiktir.

                . Üst beyin, korteks yapıdır. Çevreden aldığı girdileri inceleyip hareket tarzını belirleyen, bilinci içeren kaptan köşküdür.

                Alt beyinde rutin hareketler, orta beyinde rutin hareketlere duygu ve zeka, üst beyinde akıl devreye girer. Aklın varlığı bir düzeye, bir sisteme bağlıdır. Sistem bir parçalar bütünüdür. Her parçanın işlemi de aynıdır. Parçalar arasındaki uyum bir amaç doğrultusunda  bir sisteme dönüşür. İşin içine farkındalık girer, zeka girer, bilinç ve zihin kuramı girer. Her parçanın aynı anda çalışabilmesi paralelliği getirir, kıyas girer.

                Paralel işlem; bir sorunun çözülebilmesi için işlemlerin bileşenlerine ayrılarak ayrı modüllerde aynı anda sonuçlanabilmesi demektir. Örneğin; bir modül göze gelen uyarıları işlerken diğer modül resimdeki yazıyı çözümler. Aynı zamanda geçmiş ile değerlendirir yargıyı ortaya çıkarır. Bir modül kendisi açısından önemini değerlendir. Diğeri hedef doğrultusunda çıkan sonucu revize eder. Bunların hepsi paralel olarak işlendiğinde, geri bildirimler değerlendirildiğinde hızla sonuca ulaşılır. Bir hareket tarzı belirlenir.

                MODÜLLERİN GELİŞMESİ:

                Beyinde ihtiyaç oldukça modüller gelişmiştir. Örneğin konuşmalardan yazıya geçişte bu şekilde olmuştur. İnsanın anlaşmak için işaret dilinden konuşmaya geçmesi bir zaruret oluşturur. Gece karanlıkta yırtıcılardan, tehlikelerden kurtulmak, diğer insanlara haber verme zorlaması konuşmayı geliştirdiği gibi zorluklar yazıyı da getirmiştir. Yazı bir medeniyettir. Yazının Sümerlilerde ortaya çıktığını biliyoruz. Türk asıllı Sümerliler(/Subarlılar – Su toprak ülkesinde yaşayan) ‘ dir. Proto Türkler (/Ön Türkler) işaret dilini yazıya dökmüşlerdir. Tamgalar (/Hiyogrelifler) birer sözcük görevi görmekteydi. Runik yazı ise, tamgalı yazıdır. Tamgalardan ya da işaretlerden hece ve harf alfabesi doğmuştur. Beyinde yazı modülü işaretlerden bir şekilde gelişmiştir.

                ÖN TÜRKLER – SÜMERLER

                M.Ö. 3000. Ve 4000. Yıllar sözden yazıya geçiş yılları, bilgiyi gelecek nesillere aktarmak ve bazı toplumsal kuralları ortaya koymak için işaret yazısı (/tamgalar) kil tabletler üzerine yukarıdan aşağı ve sağdan sola yazılır olmuştur. Güneş’in Ay’ın yıldızın, hayvanların isimleri işaret olarak Ön Türkler tarafından belirlenmiş ve runik yazı kullanılmıştır. Daha sonra Orta Asya’dan Ön Asya’ya giden Sümerler kil tabletler üzerine çivi yazısı ile toplumsal kurallar, ticaret ile ilgili bilgiler idare ile ilgili bilgiler yazmışlardır. Sümer yazısının, harf alfabelerinin kaynağı olduğu konusunda bilgiler vardır. Tamga yazısından harf yazısına geçilmiş bir medeniyet doğmuştur.

                BEYİN YAZI MODÜLÜ:

                Beyinde yazı modülü sol oksitemporal alandadır. Beyin şekilleri köşelerinden, çizgilerinden, derinliklerinden ve bazı işaretlerden tanır. Beyin, dünyayı çizgiler şeklinde karikatür gibi algılar. Görsel kortekste bu aşamaları ayrı ayrı okur. Göze gelen nesnel uyarıcı ilk önce oksipital korteksteki V1 alanına gelir. I, _, >, U gibi işaretlerle işin içine derinlikte katılarak, önce V1 sonra V2 alanına geçerek nesnenin düz mü? Köşeli mi? yuvarlak mı? araştırması yapılır. Şeklin koyuluk ve açıklığı V3 alanında belirlendikten sonra şekil hakkında bir fikir edinilir. Leb demeden leblebiyi anlama durumu budur. Algı hadisesi, şekilleri yorumlamaktır. Algıyı etkileyen bazı unsurlar vardır. Bu daha sonra değerlendirilecektir.

                POSTA KUTUSU:

                Beyin, göze gelen girdilerde yazıyı fark ettiğinde; yazı, oksitemporal kortekse (posta kutusu alanı) gelir. Burada çözümlenmeye çalışılan yazı, frontal korteksin çalışma alanına  (working memory) gelir. Ne anlam ifade ettiği bellek (hipokampus) alanında kontrol edilir. Yazı çözümlenmesi yapılır. Yazı alanları (okuma, yazma) beynin sol yarım küresindedir. Beynin analizci kesimidir. Akılcı bölümü, planlama bölümüdür. Sağ yarım küre ise, duygusal beyin olarak adlandırılır.

                SÖZCÜKLERİN DOĞUŞU VE BEYNİN POSTA KUTUSU ALANININ ŞEKİLLENMESİ:

                Sözcüklerin etimolojisi incelendiğinde işaretlerden seslere, seslerden hecelere, hecelerden sözcüklere geçişin olduğu görülür. 12-15 bin yıl önce Ural dağlarında yaşayan halkın, son buzul çağı ile Urallar’ dan indikleri az sayıda yerli halkla (Ameridler) karşılaştıkları görülmektedir. Türk halkının efsanesi bir çocuğun bir kurt ile karşılaşması ve çoğalması efsanesine dayanır. Buzul çağından itibaren Orta Asya’ ya geçiş, sonra buzul çağının sona ermesi ve ısınmayla birlikte Ön Asya ve Anadolu’ya geçilmiştir. Ön Asya’ya geçenler Subarlılar (/ Sümerliler)’ dir. Anadolu’da ise Hurri’ler bulunmaktadır. Sonra tekrar Doğu’ya doğru Altay dağlarına (/ Tanrı dağlarına) gidildiği bilinmektedir. Tanrı dağlarında demirin eritilerek çıkışı Ergenekon simgelemektedir. Seyhun, Ceyhun ırmakları arasına (Türkmenistan) ve oradan Anadolu’ya giriş. Bu arada kullanılan işaretler, sesler, hece ve sözcüklerin etimolojisi incelendiğinde bu yerleşik halkların Türkler olduğunu görülmektedir. Yazıyı bulan, beyni şekillendiren, posta kutusu alanını kulanarak uygarlığın temelinin Türkler olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkçe’nin Ural-Altay dil ailesinden olduğunu biliyoruz.

                TÜRK DİLİ:

                Türk Dili yaklaşık on bin yıl öncesine dayanan yerleşik kaybolmayan bir dil. Bu konu üzerine araştırmalar yapan bilim adamları ve dilciler var. Yaşayan, bitişik, kök fiilden türetilen bir dildir. Sümerliler de bu dil kullanılmıştır. İki dil arasında  100’den fazla fonetik ve anlam bakımından benzeyen sözcük varsa akraba dildir diyen dil bilimcilerdir.  Bunun kırk milyonda bir ihtimal olması, benzerliğin rastgele olmadığını gösteriyor. Çeşitli bilim adamları ve dilciler; ticaret, sanat, doğa, insan ve tarım konusunda benzeyen yüzün üzerinde sözcük bulmuşlardır. Üstelik Sümerce ve Türkçe’de erkek dişi ayrımı yok. Beyinde yer edinen bu medeniyetin bütün dünyaya anlatılması için bilim adamlarının ve dilcilerin çoğalması gerekmektedir. İnanç konusunu ve tanrı kavramının insanlığa kazandıran medeniyetin anlatılması gerekir. İnsan beyni de inanç üzerine soruları cevaplama üzerine kuruludur. Dopamin, bu işin temel beyin hormonudur.

                YAZI:

                Beyinde yazının çözümlenmesi posta kutusu alanında başlıyor. Posta kutusunda çözümleme harflerden, hecelere, hecelerden sözcüklere geçerek oluşuyor. Çalışma belleğindeki sözcük nesne ise nesne belleğine (Perirhinal/posterhinal) belleğine, nesne duyguyu çağrıştırıyorsa (entorhinal kortes’e), bir yer çağrıştırıyorsa (hipokampus’e), bir duyguyu çağrıştırıyorsa (amigdala) belleğine ulaşılıyor. Sözcüklerden, cümle yapısına geçiliyor. Sözcük anlamlarından cümle anlamı çıkıyor. Bir hareket belirtiyorsa premotor korteks ile ilişki kuruluyor. Dorsalateral kortekste plan değerlendiriliyor. Uygun hareket tarzı VLPFK’te belirlenip harekete geçmek için motor korteks uyarılıyor. Eğer cümle duyguyu hissettiren bir konu ise İnsula’da değerlendiriliyor. Eğer arkadaştan gelen bir mesaj ise Orbotofrontal Kortekste değerlendiriliyor.

                BİLİNÇ:

                Bilinç; farkında olmak, geçmişle gelecek arasında bağ kurmak, odağa almak demektir. Beyinde pcocuneus modülünün ön beyni ve working memory’ i uyarmasıdır. Bilyoruz ki beynin posta kutusu alanından beynin working memory alanına sözcükler aktarılmaktadır. Kısacası yazı insanda farkındalık yaratır. Aynı zamanda working memory’e gelen uyarı ile belleğe (hipokampus’ a) erişim gerektirir. Bu da geçmiş ile gelecek arasında bağları kurmamıza yarar. Ayrıca ön beyin farkındalığı; amigdalanın yol açtığı stresi de bastırır.

                SOL VE SAĞ YARIM KÜRELER:

                Beynin sol yarım küresi analizcidir, tümevarım yapar. Detaylarla ilgilenir, çözüm arar, akıllıdır. Konuşma ve yazma merkezi sol yarımküredir. Aynı zamanda planlamacıdır. Sol beyin baskın olduğunda; duygusal sağ beynin günübirlik kararlarını telafi eder. Uz görüşlüdür. Sağ beyinle koordineli çalışma sinerji oluşturur.

                Sağ beyin. Bütünlemecidir. Tümdengelim çalışır. Olaylara bütüncül gözle bakar, detaya girmez sentezcidir. Duygusaldır, sanata yatkındır. Zor durumlarda sol beynin yedeği olabilir.

                KORKU, KIZGINLIK:

                Beyin, önce korku ve kızgınlığa neden olan girdileri hızla algılar. Korku ve kızgınlıkla ilgili bilgileri ve nedenleri amigdala denen sağ ve sol yarım kürede yer alan bir yapıya kaydeder. Bir durum karşısında hatırlanan olaylar bir bellek birimi nedeniyle olur. Onun için stres ile ilgili mücadeleyi yapmamız gerekir. Amigdala’ yı işlevsiz kılan tek yapı PFK’dir. Burayı geliştirmemiz yararımızadır. Amigdala, kestirmecidir. Uyarıyı acil koduyla duyurur. Sürekli gündeme getirir, ısrarcıdır. Ön beyne sinyal gönderir, bilinci uyarır. Sağ beyin baskın çalışır. Eğer sol beyin korkuyu analiz edemezse örneğin; çalı arkasındaki gölgenin aslan değil, kedi olduğunu sol beyin (/akılcı beyin) anlarsa amigdala baskı altına alınır. Acil kod durdurulur. Benzer durumda akılcı çözümler, amigdalanın ısrarcılığını baskılar, rahatlatır.

                MÜZİK:

                Müzik ve resim gibi sanatsal faaliyetler, beynin sağ yarım küresini faaliyete geçirir. Bütünsel bakış açılı sağ beyin,  bu alanda yaratıcılıkların ana kaynağıdır. Örneğin yapılan araştırmalar, beynin stres hormonu olan, böbreküstü bezlerinden kaynaklanan kortizol hormonu, birçok rahatsızlığın tetikleyicisidir.  (Uzun süre kortizol’a maruz kalmak birçok rahatsızlığın tetikleyicisi olmaktadır).  Yapılan araştırmalar, resim, müzik gibi sanatsal faaliyetler kortizol seviyesini % 30 düşürdüğü görülmüştür..

                ÖN BEYİN:

                Ön beyin nasıl gelişir? Çalışarak, analiz yaparak, okuyarak, yazarak, matematik, fizik, fen bilimleriyle uğraşarak, sosyalleşerek gelişir. Ön beynin, beynin diğer alanları arasında koordinatör görevi gördüğünü biliyoruz. Çalışarak, ısrarla çalışarak, zevk alarak geliştiği araştırılmıştır.

                BEYİN ARAYÜZÜ:

                Beynin sırları açığa çıktıkça milyonlarca yıl evrilen insanın 50 yıl, özellikle son 20 yıl beyni geliştiğini söyleyebiliriz. Beyin, inanılmaz bilgi saklama ve işleme aracıdır. Hayatta kalmamızın yegane sebebidir. Bugün gelişmeler sayesinde bilgisayar ve robotları insana destek olan mükemmel araçlar olarak görüyoruz. Beyin-Bilgisayar arayüzleri sayesinde;  USB gibi belleklere beyin kaynaklı bilgiler saklanması mümkün olabilecek yani bilgisayar beynin sekreteri gibi davranabilecektir.

                SONUÇ:

                İnsan robot mu olacak? Sorusunun yanıtı belirsizdir. Bunu gelecek şekillendirecektir.  Kim robot olmak ister?

 

               

               

 


 Eğirdir Haber Akın Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları Eğirdir Haber Akın Gazetesi Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz. Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yazara ait diğer köşe yazıları

E-BÜLTEN ABONELİK

Copyright © 2010 Sinan Ofset Kuruluşudur.

Adres : Atatürk Caddesi No: 24 Eğirdir / Isparta [0 542 621 51 71]
Tel :0 246 311 46 75
Faks : 0 246 311 58 58
Bu site 0.047 saniyede yüklenmiştir. [Hata Bildir]